16 Ağustos 2007
19:42 |
LEYLA |
0 yorum
| etiket:
aşk
,
sevgi
,
şiir
,
şiirler Dünya..
Dünyam
Zamana sığamıyorum seninle
Yaşadığım dünyaya
Dokunmak istiyorum defalarca
Ölmek istiyorum seninle
Gerçeğim oluyosun tek yadsınamaz
Bilmiyosun bunların hiçbirini
Yazım olduğunu bilmiyorsun
Hissettiğim, benim kulağıma fısıldananları bilmiyosun
Deyivermeye çalışıyorum
Beceremiyorum
Seni gördüğüm her an fikir uçuşması yaşıyorum
Sıralamalarım yer değiştiriyor
Seni ilk gördüğüm an, işte o an
Hissettim anlıma kazınanın sen olduğunu
Yüzüne göz sürdüğümde hissettim
Bilmedin sen hiçbirini
LaL oldum yanında
Çözülemedim...
An geldi çoştum akacak şimdi sözler dedim
Olmadı setlerine takıldım gene gene
Hasret kaldım ben hep sana
Dayanamadım dünyalar güzeli ben sana hiç
Defalarca geri döndüm sözlerimi aldım içime geri yuttum
İlk ti tek ti eşsiz di ...N...N...N
Senden sonra hep soruyorum yar ben kime ne ettim
Sensizliği haketmek için ben kime ne ettim güzel gözlüm
Dertlerime yanmıyorum ben yarim
Tek derdim yanmak istediğim tek çaresizliğim sensin
Umrumda değil gerisi, berisi, ötesi....
Gelsende
Gelmesende
Sevmesende
Seviyorum.
Gocunmuyorum herkes biliyor
Şuankinden fazla can nasıl yanarki?
Umrumda değil dünya
Umrumda değil içindeki gerçekler
Gelsende
Gelmesende
Sevmesende
Bilsin tüm diyar-ı alem
16 Ağustos 2007
19:40 |
LEYLA |
0 yorum
| etiket:
aşk
,
sevgi
,
şiir
,
şiirler Önce Aşk oldum savruldum.. Her zerresinde yaşadım kainatın.. Bir baktım alemler ben oldum.. SevgiLere kandım.. Sonra ateŞ oLdum.. KavruLdum..
Yürekler içinde yüreğini seçtim.. En çok ona LaL oldum..
Kelimelerim gibi.. Nefesin gibi.. İçtiğim Su, yediğim yemek gibi.. Mecnun gibi LaL oldum..
Bak gökyüzündeyim.. Bulutların üstünde! Yıldızlar ile konuşuyorum.. LaL olan yüreğimi gösteriyorum..
Önce aşk oldum savruldum.. Sonra ateş oldum kavruldum..
Gökyüzüne bak! işte yıldızlar.. Budur LaL olduğum.. Ama sen gidiyorsun.. Dönüpte arkana bakmadan, beni öyle bırakarak gidiyorsun.. Gitme ne olursun gitme! LaL olmuş yüreğime bir de sen vurup geçme.. Hasret çöllerine düşürüp de aşkı seyran ettirme.. Ömrü ben böyLe hasretLerde yaşayamam..
Savrulsamda, kavrulsam da, yıldızlar arkadaşım olsa da.. Sana LaL olmuştur yürek. Ben sensiz yaşayamam.. Ömrü böyle hasretlerde yaşayamam..
LaL olduğum..
16 Ağustos 2007
19:39 |
LEYLA |
0 yorum
| etiket:
aşk
,
sevgi
,
şiir
,
şiirler lal olmuş fikrimi açamıyorum.
senin kapılarından geçmeye
mecalim yok.
sarı yeşil o evciliklerden
daha büyükmüş,
bildiğim küçük dertler.
kimsesiz şehirlerin,
yoksul mekanlarından
hep sana umutlar biriktirdim.
iki ılık yağmurun gölgesinden.
senin yastığına düştüm.
suskunluğumun bedeli,
firakının kaynar kazanları.
giyindiğim yalanlardan,
elimi uzatamıyorum.
lal oldum,
16 Ağustos 2007
19:33 |
LEYLA |
0 yorum
| etiket:
aşk
,
sevgi
,
şiir
,
şiirler Yokluğunu soluyorum son günler.acı geliyor,ağır geliyor sensizliği taşıması...
Hayallerim vardı bölük pörçük,gece aydınlığında umutlarım vardı
yüreğimin bir kenarını aydınlatan.
Sevinç çığlıkları yankılanıyordu sessizce odamda...
Ellerin, yeşil gözlerin, tatlı bir tebessümle kıvrılan dudakların vardı...
Sen vardın soluğumda, kalp atışlarımda
Hayallerin böyle silik değildi karşımda...
Tutkularım vardı
Heyecanlarımsa doruklarda
Özlemlerim çılgınlıklardan öteydi
Bekleyişlerim sınırsız
Yani sen vardın hayatımın her yanında
Beni sensizliğe mahkûm ettin
Yokluğuna
Sınır çizdin hayallerime
Sevincimin sesini boğdun
Yapma ne olur
Beni hasretine alıştırma
Alışmak ötesindedir sevmenin!
Sessizliği, yokluğunu senden çok seversem...
Korkuyorum,
Belkide seni bu kadar çok sevemem ...
14 Ağustos 2007
23:33 |
LEYLA |
0 yorum
| etiket:
aşk
,
sevgi
,
şiir
,
şiirler HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
Taş düştüğü yerde kaya
Taş düştüğü yerde gömülür bir boşluğa
Hey nöbetçi, bu kör karanlığa
Dokun, yansın ellerin, yansın ellerin.
Ellerinden dudağına ve ağzına taşan o meyve
Kırların ürperişi gibi gözlerinden her an geçen istek
Gidiyorsan gidersin, odalar geride kalır
Bırak şu ellerini, menekşeleri, ölümü; bırakırsın.
Ölüm babamdı ceplerinden hergün birşey çıkan
Küçük bir gönye, gül kapçıkları
Paçalarında biriken çamur kalıpları
İki ayakkabıydı kapımızın önüne konan.
Aç avcunu, kayalıklara çarpan dalgalardan
Ne kaldı işte buruşuk yanaklardan
Hırsın, kösnünün, acının kestiği acılardan
Suyla kesildi gitti dudağın kenarındaki tuz.
Tuzun ve tozun kesiştiği yerdesin, sözün kırıldığı duvar
Yansıtır kimlerin kaldığını iki ateş arasında
Bir otelin pervazları kanar ve isiyle
Gökmedrese kapısında güzelim bir nakış daha.
Bakış ve dokunuş, o tılsımlı kuş, nereye gitti
Nerde bitti kalemin yazdığı düş, dumanın
Boğduğu gülüş, iki gözüm
İki gözüm, sözüm bitti.
Vatikan´da Roma´ya bakarak çırpınan ve bağıran körü
Sıvas´ta minareden seyreden sağır duyar,
Yine de dünya aynasına bakıyorum, iki gözüm
İki gözüm, çıkartamadım yüzümü...
Yanakları eğitim yanığı askerin avcundasın, Metin abi
Yönün neresi, sağ yanındaysan söz ve kösnü
Sol yanındaysan yine söz ve kösnü
Eksik olmayacak, eksik olma, belleğimizden.
Ali Cengizkan